TÜRKİYE HAKKINDA

AVRUPA’NIN GELECEĞİNDE ANAHTAR TÜRKİYE

Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye, 50 yılı aşkın bir süredir ortak bir geleceği paylaşma iradesine sahiptir. Türkiye, 1959 yılında yaptığı başvurudan sonra, 1963 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ile, üyeliğin açıkça öngörüldüğü bir ortaklık anlaşması imzalamıştır. Bu durum, AB’nin oluşmaya başladığı ilk yıllardan itibaren Türkiye’nin önemli bir stratejik role sahip olduğunu göstermektedir.
1996 yılında Gümrük Birliği’nin tamamlanması, Türkiye’nin AB’yle olan ekonomik bütünleşmesini geliştirmiştir. 1999 yılında adaylık statüsünün kabul edilmesiyle de ülkede geniş kapsamlı bir reform süreci başlamıştır. AB’ye üye devletlerin, Türkiye’nin üyelik için gerekli siyasi kriterleri yeterli ölçüde karşıladığına ilişkin oybirliğiyle aldıkları kararın ardından, 2005 yılında katılım müzakereleri başlamıştır. Katılım süreciyle birlikte hız kazanan siyasi, ekonomik ve sosyal dönüşüm süreci Türkiye’yi AB’ye her geçen gün biraz daha yaklaştırmaktadır.
Bugün, hızla değişen küresel dinamikler ve ortak çıkarlar, Türkiye-AB bütünleşmesini her iki taraf bakımından giderek daha hayati ve vazgeçilmez kılmaktadır. AB, Türkiye’nin çağdaşlaşmasında anahtar bir role sahiptir. Türkiye de, AB’nin daha güçlü, daha güvenli ve daha istikrarlı bir geleceğe ulaşmasında anahtar rol oynamaktadır.

AVRUPA’NIN KÜRESEL EKONOMİDEKİ BAŞARISINDA ANAHTAR TÜRKİYE

• Türkiye, dünyanın 16. ve Avrupa’nın 6. en büyük ekonomisidir. En hızlı gelişmekte olan 10 pazardan biri olarak G-20’nin de üyesidir.

• 2004–2008 yılları arasında GSYİH’deki artış oranı ortalama %6,06’dır. OECD verilerine göre, 2017 yılında Türkiye, Çin ve Hindistan’dan sonra en yüksek büyüme oranına sahip 3. ülke olacaktır.

• Hizmet, sanayi ve tarım sektörlerinin GSYİH içindeki payı sırasıyla % 60, % 30 ve % 10’dur.

• Türkiye’nin modern sanayisi, ülkeyi Avrupa’nın bir numaralı TV, DVD oynatıcısı ve otobüs üreticisi; 2. en büyük ticari araç ve çimento üreticisi ve 3. en büyük çelik ve seramik fayans üreticisi konumuna getirmektedir. Dünya sıralamasında bir numaralı bor üreticisi olan Türkiye, cam üretiminde 2. ve büyük lüks tekne üretiminde ise 4. sıradadır.

• Türkiye’nin imalat sanayisinin toplam ihracatındaki payı % 93,4’tür. Ülke, pek çok alanda dünyanın önde gelen ihracatçıları arasında bulunmaktadır. Dünyanın en büyük çimento ihracatçısı, 2. en büyük mücevher ihracatçısı konumundadır. Bunun yanı sıra, Türkiye, Avrupa’nın 2. en büyük tekstil ve hazır giyim tedarikçisi ve 3. en büyük motorlu araç kaynağıdır.

• AB, Türkiye’nin 1., Türkiye ise AB’nin 7. en büyük ticari ortağıdır. AB’nin, Türkiye’nin ihracat ve ithalatındaki payı sırasıyla % 46 ve % 40,1’dir.

• Türkiye, dünyadaki en popüler 7. turizm merkezidir. “2010 Avrupa Kültür Başkenti” İstanbul ise dünyada en çok ziyaret edilen 7. kenttir.

• Türkiye’ye doğrudan dış yatırım girişi 2008’de 10 milyar avroya ulaşmıştır. Türkiye’nin 50’den fazla ülkede yaptığı doğrudan yatırım ise 1,7 milyar avro tutarındadır.

• Türkiye’nin AB üyeliği, Avrupa iç pazarını genişletecek ve AB’nin küresel ekonomi içindeki rekabet edebilirliğini arttıracaktır.

AVRUPA’NIN KÜRESEL AKTÖR ROLÜNDE ANAHTAR TÜRKİYE

• Batı’nın en doğusunda ve Doğu’nun en batısında yer alan Türkiye, kendi bölgesinde, coğrafi, kültürel ve tarihi unsurlar sayesinde eşsiz bir stratejik konuma sahiptir. Türkiye, Orta Doğu, Güney Kafkasya, Orta Asya, Karadeniz havzası, Akdeniz ve Balkanlar gibi kritik bölgelerde etkin bir aktör ve güvenilir bir arabulucu/kolaylaştırıcı konumundadır.

• Büyük çoğunluğu Müslüman olan nüfusuyla Türkiye, laik bir demokrasinin kökleşmiş olduğu yegâne ülkedir. Türkiye’nin sahip olduğu bu özellik, İslam diniyle demokratik değerlerin uzlaşabilir olduğunu göstermektedir.

• Hem Batılı hem İslami kuruluşlara aynı anda üye olan ender bir ülke olarak Türkiye, BM’nin himayesinde İspanya ile birlikte “Medeniyetler İttifakı” girişimine öncülük etmektedir.

• Türkiye’nin AB’ye katılımı, AB’nin küresel bir aktör olarak etkisini güçlendirecek, AB’nin dışa kapalı bir “Hıristiyan Kulübü” olmadığını, bir demokratik değerler birliği olduğunu göstermek suretiyle İslam dünyasındaki güvenilirliğini arttıracak ve dünyaya “Medeniyetler Çatışması”nın önlenebileceği yönünde güçlü bir mesaj verecektir.

AVRUPA’NIN SAVUNMA VE GÜVENLİĞİNDE ANAHTAR TÜRKİYE

• NATO’da ABD’den sonra en büyük 2. orduya sahip olan Türkiye, AB’nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası’nın başarısında hayati bir rol oynamaktadır. Türkiye, bu alandaki kilit konumunu Kongo’dan Batı Balkanlara, Afganistan’dan Sudan’a kadar pek çok bölgede, AB’ye ve uluslararası operasyonlara destek sağlamak suretiyle göstermiştir.

• Bir istikrar unsuru ve barış merkezi olan Türkiye, hem kendi komşu coğrafyasında hem de Orta Doğu gibi kritik bölgelerde uyuşmazlıkların çözümüne katkı sağlamaktadır. Ayrıca, diğer ikili meselelerin yanı sıra, Afganistan ile Pakistan, Rusya ile Gürcistan ve Bosna Hersek ile Sırbistan arasındaki görüşmelerde kolaylaştırıcı rol üstlenmiştir ve üstlenmektedir.

• Türkiye, uluslararası terörizm, yasadışı göç, uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığı ile her türlü suç teşkil eden eylemle mücadelede AB’ye yardımcı olmak bakımından önemli bir potansiyele sahiptir.

• Türkiye’yi içine alan bir AB, Avrupa’nın güvenliğini tehlikeye düşüren iç ve dış̧ tehditlerle mücadelede daha başarılı olacaktır.

AVRUPA’NIN KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİĞİNDE ANAHTAR TÜRKİYE

• Modern Türkiye toprakları, tarih boyunca büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Hititler, Lidyalılar, Likyalılar, Frigyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklu Türkleri, Osmanlılar ile Balkan, Kafkas, Karadeniz ve Orta Asya halkları hep birlikte Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasını oluşturmaktadır.

• Türkler, XI. yüzyıldan bu yana, Roma ve Bizans İmparatorluklarının zengin Greko-Latin kültürünün ve Anadolu’daki Yahudi-Hıristiyan kültürünün mirasçısı olmuşlardır. Türkiye, Thales, Heredot, Diyojen, Homer, Aziz Nikola, Aziz Paul, Truva, Bergama ve Efes gibi Avrupa medeniyetinin önemli sembolleri olan kişilerin ve şehirlerin doğduğu yerdir. Kudüs ve Vatikan’dan sonra Hristiyan dünyasının üçüncü “kutsal şehri” İznik de Türkiye’dedir. Avrupa kelimesi de, “güneşin battığı yer” anlamına gelen ve günümüz Türkiye topraklarına işaret eden Fenike prensesi Europa’nın isminden gelmektedir.

• Farklı etnik ve dini topluluklar modern Türkiye toprakları üzerinde yüzyıllarca bir arada yaşamıştır. Türkiye günümüzde de, Türk toplumunu farklı kültürlerin oluşturduğu bir mozaik haline getiren Kürtler, Aleviler, Asurîler, Araplar, Ermeniler, Çerkezler, Lazlar, Rumlar, Romanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve diğer pek çok farklı etnik gruba ve dine ev sahipliği yapmaktadır.

• Türkiye’nin AB’ye katılımı AB’nin çok kültürlü yapısını zenginleştirecek ve “farklılık içinde birlik” sloganını daha da anlamlı hale getirecektir.

AVRUPA’NIN ENERJİ GÜVENLİĞİNDE ANAHTAR TÜRKİYE

• Türkiye, Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu arasında bir enerji koridorudur. Dünya ham petrol ve doğal gaz rezervlerinin %70’inden fazlası Türkiye’yi çevreleyen Rusya, Hazar ve Orta Doğu bölgelerinde yer almaktadır.

• AB’nin hâlihazırdaki enerji bağımlılığı oranı %50’nin üzerindedir ve bu oranın 2030’a kadar %70’e ulaşması beklenmektedir. Bölgesinde hâlen işleyen ve yapım aşamasında olan büyük ölçekli enerji projelerinin (Bakü-Tiflis-Ceyhan, Nabucco boru hatları vb.) bir parçası olan Türkiye, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek suretiyle AB’nin enerji güvenliğini önemli ölçüde güçlendirecektir.

• Türkiye jeotermalde 5., hidroelektrikte ise 8. en büyük kaynağa sahip ülke olarak yenilenebilir enerji kaynakları bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden birisidir. Türkiye’nin AB’ye katılımı, AB’nin enerji tüketiminde yenilenebilir kaynakların payının artmasında önemli katkı sağlayacaktır.

AVRUPA’NIN TARIM VE ÇEVRE ALANINDAKİ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNDE ANAHTAR TÜRKİYE

• Türkiye topraklarının yaklaşık yarısı tarıma ayrılmıştır (41 milyon hektar).

• Türkiye, meyve ve sebzede AB üretiminin %60’ına denk gelen üretim seviyesi ile dünya çapında lider bir üretici ve net ihracatçıdır. Dünyanın başlıca fındık üreticisi olan Türkiye, tahıl, pamuk, şeker, tütün ve zeytinyağı üretiminde de güçlü bir konumdadır. Tarımsal ürünler açısından AB, Türkiye’nin en büyük ticari ortağı, Türkiye ise AB’nin 5. en büyük tedarikçisidir.

• Türkiye, dünyada gıda amacıyla ekilen bitkiler bakımından önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Dünyadaki sekiz gen merkezinden üçü ve dünyanın üçüncü büyük tohum gen bankası Türkiye’dedir. Türkiye biyoçeşitlilikte en zengin ülkelerden biri olup, Avrupa’daki tüm bitki türlerinin % 75’ine sahiptir. Ülkemizde 3.900’ü endemik olmak üzere 12.400 bitki türü mevcuttur. Bu rakamlar Avrupa’da sırasıyla 12.000 ve 2.400’dür.

• Avrupa’nın tamamında yaklaşık 60.000 hayvan türü bulunmakta iken, Anadolu faunası 80.000’in üzerinde farklı hayvan türüne sahiptir. Türkiye, 3 farklı biyocoğrafi bölgeye sahip olup, milyonlarca göçmen kuş için de ana göç yollarından birinin parçasıdır. Türkiye’de 500’den fazla habitat bulunmaktadır. Doğal yaşlı ormanlar Türkiye’deki ormanların %93’ünü oluştururken, Avrupa’da bu oran sadece % 1’dir.

• Türkiye’nin AB’ye üye olması, AB’deki biyoçeşitliliği iki katına çıkartacak, Avrupa’nın tarım ve çevre alanındaki sürdürülebilirliğine de önemli katkı sağlayacaktır.

AVRUPA’NIN TOPLUMSAL DİNAMİZMİNDE ANAHTAR TÜRKİYE

• Türkiye, yaş ortalaması 28,8 olan 72 milyonu aşkın genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir. Diğer bir deyişle, toplam nüfusun % 67’si çalışma yaşındadır.

• Yaklaşık 24,7 milyon kişiden oluşan aktif işgücü ile Türkiye, Avrupa’nın 4. en büyük işgücü piyasasına sahiptir. Her yıl, üçte biri mesleki ve teknik okullardan olmak üzere 730.000 öğrenci liseden, 450.000 öğrenci de sayısı 143’e ulaşan üniversitelerden mezun olarak işgücü piyasasına katılmaktadır.

• AB nüfusunun şu anki ortalama yaşı 40’ın üzerindedir ve gelecekte çok az artacak nüfusun ortalama yaşının daha da yüksek olacağı tahmin edilmektedir. 2025 yılı itibarıyla, AB nüfusunun %30’unun 65 yaşın üzerinde olması beklenmektedir. Avrupalıların ortalama doğurganlık oranı düşerken ortalama yaşam süresi artmaktadır. Sonuç olarak AB, 2050 yılı itibarıyla, çalışma yaşında olan nüfusundan 48 milyon kişiyi yitirecektir.

• Avrupa’nın iyi düzeyde eğitim almış en genç nüfusuna sahip olan Türkiye, üye ülkelerdeki işgücü piyasalarına ve sosyal güvenlik sistemlerine katkıda bulunacak ve AB’deki toplumsal dinamizmi arttıracaktır.

2011, T. C. Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği web sitesinden alıntıdır.